Televizyonların evlere yeni girdiği dönemi bilen bizim kuşak çocuklar, televizyona yaklaştığımızda büyüklerimizden uyarı alırdık. Yemek masaları televizyonlara yakınsa eğer, yemek yerken televizyon kapatılırdı. Çocuklara üç metreden yakında TV izlemek yasaktı. Sonraları bu uyarılar kalktı. Günlük hayatımızda elektromanyetik alanlar o kadar arttı ki uyarıların sayısı arttıkça önemini kaybetti.
Elinize küçük bir radyo aldığınızda yakalayacağınız yayınların sayısı azdır. Radyonuzu daha güçlü bir radyo ile değiştirdiğiniz de daha çok sinyal yakalarsınız. Radyonuzun gücü ile yakalayacağınız sinyal sayısı hep artacaktır. Aynı durum uydu kanalları ile ilgili çanak sayınızı arttırdığınızda yakaladığınız TV yayını sayısının artması ile de yaşanacaktır.
Sonra bunların üstüne cep telefonlarını, GSM baz istasyonlarını, telsiz vericileri, kablosuz internet ağlarını da dahil edin. Sonra da bilgisayarları ve birçok elektronik aleti. Yüksek gerilim hatlarını ve daha bir çok çağdaş aleti de dahil edin. Yokoluş çağının çağa eşlik eden aletleri sanki hepsi.
Bütün bunlarla birlikte nasıl bir “Elektromanyetik Kirlilik” altında yaşadığımızı düşünün. Büyük şehirlerimiz kömürden doğal gaza geçince havası daha temiz gözüküyor, oysa bambaşka bir kirliğe maruz kalmaktayız. Adından henüz korkulmayan bu kentsel mantonun adı Elektromanyetik Kirlilik: Radyo dalgaları kirliliği.
Bu yazımda, bu kirlilikle ilgili yıllardır yayınlanan bilgileri arşivimden derleyip toparlamaya çalıştım. Bu bilgilerin ışığında kendimce yasal ve bireysel olarak alınması gereken önlemleri oluşturdum.
Çevre mücadelemize katkı sunabilecek fikir ve çalışmaları derli toplu sunabildiğimi düşünmüyorum ama dağınık olan bilgi ve belgelerin toplu hale getirilmesine katkı sunabildiğimi sanıyorum.
Derneğimizin kapısını ve benim kapımı çalıp yardım isteyen, yardımcı olduğum ve olamadığım insanların baz istasyonlarının yakınlarında çektikleri sıkıntıları biliyorum. Dilerim hepimizin EM kirliliği ile ilgili sorunlarını azaltacak önlemler yasal ve bireysel alanda alınabilir.
EM KİRLİLİĞİ (Elektromanyetik Kirlilik)
Vücudumuzdaki manyetik alanlar, doğal çevremizdeki yerkürenin manyetik alanı ile uyum içerisindedir. Oysa EM kirliliği yaratan bütün cihazlar çevresinde elektromanyetik alan oluşmaktadır ve oluşan bu elektromanyetik alanın insan vücudundaki ve doğal çevredeki elektromanyetik alandan fazla olması sebebiyle mevcut uyumu bozmaktadır. Bu da, elektromanyetik kirlilik adı verilen bir tür çevre kirliliğine neden olmaktadır.
EM kirliliğini genel hatlarıyla en iyi şekilde anlamamıza yarayacak olan çalışma Sakarya Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Osman Çerezci’ nin çalışmasıdır. Bu çalışma, baz istasyonu, cep telefonu, radyo-tv ve telsiz vericileri ile yüksek gerilim hatlarından yayılan elektromanyetik radyasyonun nükleer radyasyon kadar etkili ve korkunç olmasa da maruz kalan beden üzerinde zaman içinde oluşturacağı etkilerin korkutucu olduğunu söylüyor.
Çerezci, pilot il olarak seçilen İstanbul, Ankara, Bursa, Antalya, Samsun ve Sakarya’da, elektromanyetik kirlilik konusunda 6 ay süren bir çalışma yürütmüş. Bölgelerin elektromanyetik kirliliği ile radyasyon oranlarınının ölçümünü yapmış. Bunun sonucunda hazırladığı raporda kirlilik kaynakları arasında yapılan risk sıralamasında, cep telefonları ve yüksek gerilim hatlarının ‘çok çok riskli’, radyo-tv vericilerinin ‘oldukça riskli’ baz istasyonlarının ise ‘az riskli’ olduğu belirtiyor.
Ayrıca bu çalışmada elektromagnetik kirlilik yapan unsurların insana verdiği zararlar hakkında da bilgiler var. Televizyon, radyo, telsiz ve telefon vericilerine ait antenler ile evlerde kullanılan televizyon, bilgisayar, mikrodalga fırın, saç kurutma makinesi ve benzeri cihazların elektromanyetik radyasyon yaydığı ifade ediliyor. Raporda bunun insan sağlığı için büyük tehlike oluşturduğu vurgulanıyor.
Yüksek gerilim hatları ve trafoların yakınında yaşayanların tehdit altında olduğunu vurguluyor Çerezci, ”Yüksek gerilim hatlarının, yakın çevresinde yaşayanlar için kanser riskini artırdığını hamilelerde sıklıkla düşüklere neden olduğunu, psikolojik rahatsızlıklar verdiğini tespit ediyor ve bizlere duyuruyor.
Yüksek gerilim hatlarından zarar görenler sadece insanlar değil. Arılarda da üretkenlik ve bal üretiminde düşüş gözlenmiş.
Yüksek gerilim hatlarına yakın bölgede oturan insanların kansere yakalanma riskinde yüklü partikül ve iyonların önemli rol oynadığının belirtildiği raporda yüksek gerilim hatlarının havada yüklü partiküller oluşturduğu ve bunlarda havadaki kirliğin bütünleşmesi sonucunda insanların nefes almasıyla iç bünyeye geçebildiği böylece zararın arttığını söylüyor Çerezci.
Araştırmada bir radyo-TV vericisinin 1000 tane baz istasyonu gücünde sinyal yaydığı belirtiliyor. İstanbul ve Ankara’daki verici antenlerinin insanların yoğun yaşadığı bölgelerde olduğu, birçok ilde de vericilerin şehir içlerinde yada şehirlerin rekreasyon alanlarına yakın olduğu da bilinen bir gerçek.
Günümüzde en çok kullanılan radyasyon kaynağı olan cep telefonlarının da baş çevresinde mikrodalga etkisi yaptığı gerçeği üzerine Çerezci şunları söylüyor:
”Herhangi bir nedenle her insan vücudunda kansere yol açabilecek özelliğe sahip hasarlı hücreler bulunabilir. Böyle bir insanın bu hasarlı hücrelerinin bir şekilde elektromanyetik alana (bilgisayar, cep telefonu veya elektrikli bir aletten gelen) maruz kalması sonucu vücut bağışıklık sistemi bozularak, kanserin hızlı bir şekilde gelişmesine yol açacağı ifade edilmektedir. Birçok bilimsel raporda cep telefonlarıyla ilişkili olarak baş ağrısı, endişe, kısa süreli hatırlamada azalma, giderek artan kronik yorgunluk, deri uyuşukluğu, stres, görüş alanında daralma, kulak çınlaması gibi yaşam kalitesini düşürücü sağlık sorunları olabileceği belirtilmektedir. Cep telefonları elektromanyetik dalgaları alıp vererek iletişim sağlar. Yani hem radyasyon kaynağı hem de radyasyon alıcısıdır. Cep telefonu konuşması anında radyasyon kafatasından beyine doğru ilerler ve hücrelerle etkileşir.” (31)
BAZ İSTASYONU
Baz istasyonlarını kendi başına incelemek istersek, Baz istasyonları, GSM iletişimin kapsama alanını genişletmek için bina çatılarına kurulan, genellikle beyaz renkli ve kutu şeklinde,4 metreboyunda, iki çubuk antenle bir çanak antenden oluşan ve mikrodalga yayan cihazlardır.
Mikrodalga, Dalga boyu 0.1-100 cm., frekansı 0.3-300 gigahertz (Ghz) (10’ Hz=1 Ghz) olan elektromanyetik dalgalardır.
Çubuk antenler mikrodalgaları toplayıp çanak antenlere verir ve bu dalgalar çanak anten aracılığıyla 16 farklı frekanstan ve UHF (ultra-high frequency) üzerinden yayınlanır.
Baz istasyonu, iki yönlü bir mobil ağ sisteminde yayın yapan birimdir. Radyo sistemindeki bir antenden farklı olarak, baz istasyonu hem sinyal alır, hem de sinyal gönderir (yani iki antenden oluşur).
Günümüzde baz istasyonlarında değişik yönlere doğru değişik güçlerde yayın yapma kabiliyetine sahip olan tevcihli antenler kullanır. İnsanların dikkatini çekmemek için, baz istasyonları değişik boy ve şekillerde olabilir. Birçok yerde yapay palmiyelerin içinde, ışıklı reklam tabelalarında da bulunabiliyor.
BAZ İSTASYONLARININ SAĞLIĞA ZARARLARI
Baz istasyonları tarafından da yayılan mikrodalgaların dokulara iki temel etkisi bulunmaktadır:
- Mikrodalga dokuları ısıtır. (termal etki)
- Mikrodalga hücrelerin kimyasını bozar (termal olmayan ya da kimyasal etki)
- Mikrodalgaların özellikle ikinci etkisi, yani hücrelerin kimyasını bozarak oluşturduğu etki insan sağlığı açısından önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalarda hücrelerin -kimyasal etkiye maruz kalması ile şu sonuçların meydana gelebileceği saptanmıştır:
- Hücrelerde büyük moleküllerin (proteinler vb.) deforme oluşu.
- Hücre zarlarının birbirine yapışması.
- Hücre zarlarında delikler açılması (elektro-porasyon)
- Ca-ATPaz ve Na-K-ATPaz enzimlerinin bozulması sonucu hücre dışına Ca”, Na’ ve K’ kaçışı.
- Sinir zarlarının bozuluşu: Sinir zarlarının bozulması ile REM uykusu adı verilen rüya görmenin azalışı, EEG değişimleri, uykusuzluk, sinirlilik, unutkanlık, depresyon, baş ağrısı, baş dönmesi, Alzheimer, Parkinson, Multiple Skleroz gibi dejeneratif beyin hastalıkları meydana gelir.
- Hücre enzimlerinde bozulmalar.
- DNA tahribi
BAZ İSTASYONLARI İLE İLGİLİ BAZI GERÇEKLER
Baz istasyonlarının zararlı olmadığını ispat etmeyi başaran İl Çevre ve Orman Müdürlüklerinin “bilimsel” verilerini bir kenara bırakırsak Çevre Bakanlığı’nın “Elekromanyetik Kirlilik” konulu 11.05.2000 gün ve 2001/11 sayılı genelgesinde belirtildiği gibi baz istasyonlarının kamu binaları, okul, hastane, kreş, kışla ve park gibi alanlarda kurulması yasaktır. Bu madde delinse bile neden böyle bir madde vardı bilen var mı? Madem zararlı değildi, madem il müdürlükleri zaten zararlı olmadığını ispatlayabiliyordu, neden bu kritik binalarda baz istasyonlarının kurulması yasaklandı?
Para ile ikna olan apartman veya ev sahiplerini ve onlarla karı değil zararı bölüşen komşularını kimse düşündü mü? Binanın çatısında bulunan baz istasyonlarının binada bulunanları binanın çevresindekilerden daha fazla etkiliyor olmasını (33) umursayan var mı?
Baz istasyonlarında klimaların bakımı yapılırken istasyonların kapatılmaması nedeniyle tüm ülkede klima tamircilerin büyük bir risk grubu oluşturduğunu ve bazı çalışanların kan tahlillerine kan kanseri değerlerine yakın değerlerin tespit edilmesi tesadüf müdür sizce?
Baz istasyonlarına izin verilen değerin yarısından itibaren (0,05 mw/cm2) RFR’a maruz kalan insanlarda kanser vakalarının daha fazla görüldüğünün ve baz istasyonlarının bulunduğu binadan1 kmuzaklaştıktan sonraki bölgede kanser olgularının daha az görüldüğü biliniyor (34) kendi evimizin risk durumunu biliyor muyuz?
Bugün İngiltere ve Yeni Zelanda’da baz istasyonlarına yakın binalar daha ucuza alıcı buluyor. (35) Türkiye’de henüz tüketici bilinci bu noktalara ulaşmadı. Ama ulaşacağını düşünürsek, operatör firmalar nedeniyle değer kaybına neden olan evi için kim tazminat ödeyecek bu kişilere?
İngiliz Tabipler Birliği’nin Mayıs 2001 raporunda, düşük düzeydeki RFR’nın kadınlarda doğurganlığın azalmasına yol açtığı yazıyor. Umurunda olan var mı?
CEP TELEFONU VE BİZ
Araştırmalara göre, güvenlik limiti 900 mega hertzde çalışan telefonlar 42 volt metre veriyor. Cep telefonunda bu rakam 42’yi geçiyor. Öyle ki, baz istasyonlarının yanına gittiğinizde kulağınızı baz istasyonuna biraz yaklaştırırsanız alacağınız radyasyon da bu miktar kadar oluyor. Cep telefonu tek başına bir GSM baz istasyonundan daha fazla radyasyon yayıyor! Mikrodalga doğrudan vücuda ışınlanıyor.
Burada atlamamamız gereken bir şey var ki telefon sadece sizin ve baz istasyonunun arasında ama baz istasyonları aynı anda binlerce telefona sinyal gönderebiliyor. Bu da cep telefonlarının baz istasyonlarından daha zararlı ifadesini bozuyor aslında. Ancak elimizdeki bilimsel verileri değerlendirdiğimiz için bu şekilde yazmak zorunda kalıyoruz.
Cep telefonlarının aşırı kullanımı kanserojen etki yapabiliyor. Tüm zararları kapsamlı olarak incelenmediği de kesindir. Tüm zararlarının ve insanlar üzerindeki etkilerinin daha detaylı incelenebilmesi için daha uzun bir zaman dilimine ihtiyaç duyulmaktadır.(29) Radyo dalgalarının biyolojik sistemler üzerine etkisi ile ilgili bir çalışma Almanya’da yürütülmektedir. Ancak çalışma başlayalı yirmi yılı geçmediği için sonuçlar açıklanmamaktadır. Bir olayın biyolojik sistemler üzerine etkisi üzerine sağlıklı konuşabilmek için yirmi yıllık bir araştırma süresinin olması gerektiği de başka bir gerçektir.
