
sokak kafenin olduğu yer sen son bir odunluk olarak kullanılıyordu. tabelacı Turan çıkalı çok olmuştur. Yılardır Can Akengin Sanat Galeri ile başlayıp Osman Ağa’nın evi ile biten sokağın sanat sokağı yapılması için uğraşıyordum. Şehrin iki caddesini birbirine bağlayan bir tarafı da sadece duvar olan ve bu nedenle tezgah ve masalar için ideal olan bu sokağı normal şartlarda imar planında uğraşsanız yüz yılda yapamazsınız. Sokak vardı. Ama kullanıma açılmıyor. Bir işlev biçtim sokağa, bir karar verdim. Aileme, sevdiklerime, arkadaşlarıma sordum. Dedim ben bir sanat sokağı yapacağım bu kente ve bu kafe ile başlayacağım. Kimisi inandı. Kimisi kızdı. Kimisi “tam olarak anlamadım ama olabilirse eğer zaten bunu bu şehirde tek sen yapabilirsin, o yüzden denemelisin” dedi. Anlıkdaki Eser abi de o dönem hep yanımdaydı. “Ne olacak bu sokak?” derdi. Yılgınlığa düştüğümde bana destek olurdu.
Dükkan sahibi rahmetli Ahmet Tozlu ile hep iyi anlaştık ama açıkcası oğlu ve yeni mal sahibim Orhan Tozlu olmasaydı ne orada kafe olabilirdi. Ne de bugün sanat sokağı olarak bilinen bir yer. Yasemin’den sonra hayalimin en büyük destekcisi Orhan olmuştur.
Amacı bir kente sanat sokağı yapmak isteyen bir kafenin adı da SOKAK olmalı dedik ve yola çıktık….On yıldır yoldaydık. Sokak da bitti, yol da bitti…Şimdi bir şehir hikayesini anlatmanın zamanı geldi.

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.